Follow by Email

26 Ağustos 2011 Cuma

Alkolik İlişkiler,Alkollü Kişilikler




Rakı :Rakı muhabbetleri eşli güzeldir
          Rakı zaten yaradılıştan çifttir
          Yanına muhakkak bir su gelir
          İşte böyle zamanlarda rakıyla olmak
          Oldukça şendir..
        
         Rakının yanında su olmak gerek yalnız.Ona eşlik etmek istiyorsan eğer.Su gibi,olduğun gibi görüneceksin.Hiçbir çetrefilin olmayacak.Ancak su kadar içten kişilikler rakıya eş olabilir.
       
        İkiside berraktır ama tatları başka.Bir birleşmeye görsün 0+0=1 sonucu çıkar ortaya.Beyaz rengini seyre dalarsın.Birlikte ağlar birlikte gülersin.Sensiz hep eksiktir.
       
        Ancak bazı rakılar sek içilir.Onlar sözümona yalnız kovboylardır.’’Bağlanamazlar’’.İşte bu duruma su çok içlenir.Aradığını bulmuş ama bulduğuna sahip olamamıştır.Sek rakı serttir.Ancak seni sulu rakılardan daha ciddi şekilde sarhoş eder.Bu tipler her zaman cazip hayaller vaadedicisidir.Ama hep tek ve yalnız olmak diye doldurur bardağı.
      
      İşte böyle birine vuruldumu insan vazgeçmek istemiyorsa rakıyla birlikteliğin her zaman kendinden ödün vermek anlamına geldiğini bilmeli.
  
              Size bir fikir veriyim.Sekte olsa rakının soğukla arası epey iyidir.Bu yüzden su ekstralara başvurup buz olmalı yada rakının havasına karışıp onu buz gibi yapmalı.Yani rakıya çaktırmadan karışacaksınki ayrılmaz bir parçası ol.Su olarak yanında olamasanda su gibi içti desinler..

19 Ağustos 2011 Cuma

Aşkın Üzerine Bahse Girelimki;


 Kibarlık budalasını ilk okuduğumda 17.yy insanları hakkında hiç iç açıcı şeyler düşünmemiştim.Bu zamana kadar kafamda nasıl bir aristokrat kesim kurmuşsam artık o insanların davranışları bana pek bir aşşağı pek bir bayağı gelmişti..hadi ordan haspam diyecekler olsada-ki bende bunları yazarken o lafları kendime söylüorum-benim hayalimdeki aristokratlar her zaman mükemmellerdi.Molierinkiyse ne bilim senin benim gibi insanları o palazzolara koymuşsun gibi..Neyse ama o zamanın gülünçlüğü bir yana erkeklerinin bir konuda başarılı olmaları beni derinden sarstı,mahvetti falan filan..O da malumunuz bahis muhabbeti..
   
   Bahis oyunları o zamanın en moda en popüler şeysi taibki..İnsanlar, herşeylerini ortaya koyacak kadar zengin yada özgüvenli oldukları tartışılır tabi ama günümüz erkeğine göre daha cesur oldukları çok açık.Bu bahis oyunları öyle bir meretmişki asilzadelerden bir kont bir gecede karısından olabiliyormuş..Evet yanlış duymadınız evinden yada arabasından değil basbayağı karısından.Efendime söyliyim o zamanın Fransasında dönemin en büyük zevki milletin karısını kızını elinden almak üstelik bunu alelade yapmak..Mesela bi tane general adı Markus Antonius olsun o zamanın jet sosyetelerine nam salmış gelmiş Fransaya bir baloya çağrılmış haliyle orda da bi tane eski topraklardan Vilette li bir arşidük adı olsun Franz bilmem kaçıncı Ferdinand.. son derece çapkın bu generalimiz gider o kadar bekar kız arasından Ferdinandın karısıyla dans edebilmek içnin bahse girer adamla.Balodaki kızlar hasedinden çatlaya dursun senin benim gibi, o 9 doğurmuş oğlan anası ama hala inat gibi güzelliğinden ödün vermeyen düşes salım salım salınır generalin kollarında.

    Tamam şimdi Ferdinandda kansız herifin teki o ayrı mesele ama general ve düşesin yaşadığı aşk-ı memnu durumlarıda içi seni dışı beni yakar.Neyse şimdi size sorsam hangimiz aşkın üzerine bahse girer diye kaç kişiden ses çıkar.?Ama general..ama erkek..diyenler olucaktır ama o şahıslar için blogger ı tanıma bölümü var orayı öneriyorum..ne demiştik vale de oluruz kızda.Bu açıklamadan sonra tekrar soruma dönüyorum.Kim aşkı için bahse girdi bu güne dek.Kim riske attı kendini aşkını vs.

     Bu benim demeye o kadar alışmışızdır ki bizim olanı bir başkasının kollarında görmek bizi deli eder.Ama şuda bir gerçektir ki o adam başkasının kollarındayken daha bir kıvamında görünür.Bu nasıl bir çelişkidir?Bir erkeğin senin olmasını seversin ama başkasında beğenirsin..O zaman şöyleki sizlerin huzurunda fikrimi beyan edecek olursaam..0 ken yani ne artı nede eksi yüklüyken herşey daha çekicidir.

1-sorumluluk almazsın:1+0=1 ilişkinin girdisi çıktığı seni bağlamaz

2-adamı çarpılmışa döndürürsün:0.1=0 adam sensiz bir hiçtir deli gibi seni düşünür ama sen çok ta takmazsın

3-kendinden ödün vermezsin:1-0=1 hayatından çıkarken hiç kendini heba etmemişsindir

4-hiç olmamış gibi davranabilirsin: 1:0=belirsiz kafasını karıştırabilir,ancak kanıtsız bırakabilirsin

Şimdi bunlar 0 olma durumunun boş beleş rahatlığı.Ancak işin çok boktan bir durumu varki sen zamanla 1 olmaya yönelik takılmaya başlarsın,ruhun duymaz.Napmışsındır hayal kurmuşsundur.heh dakka bir gol bir.Adamı almışş bir güzel çerceveleyip duvara asmışsındır.Sonra adam hiç öyle olmasada sen onu güzel güzel süslemişsindir.Birde buna kendini inandırmışsındır.İşte sıçma sıvama kısmını geçtiğin bu yolda en sonunda ot dikmesi kalmıştır onuda adam kendi seve seve yapar.

1-Onunla Bağlar Kurarsın   ::1+1=2  hayatının her alanına eklersin

2-Ne Kadar Çarparsan Çarp Etki Azalır.:1.1=1  artık senin ona tapınma sıran gelmiştir


3-Kendini Parçalarsın:1-1:0 giderek onsuz eksilirsin kaybetmemek için yırtınırsın

4-Ve Ot Dikme Bölümü:1:1=1  alışkanlık yapmıştır istesende ayrılamazsın


Eweet işte durum böyle sevgili maça budalaları.Siz böyle pembe düşlerle adamlara kendi kendinizi bağlaya durun o adam hayatından çıkar gider haberin olmaz.E peki o zaman aşka inanmayalımmı?salakmıyız tabiki inanıcaz böyle güzel bişeyden niye mahrum kalalım.Ama aşkın güzelliğini yaşamak başka bi adama bel bağlamak başka.Aşkın üzerine bahse girebilin.Onu kaybetmekten korkarak geçirdiğiniz günleri ardınızda bırakın.Ama öyle bir sevinki karşılık beklemeyin.Ben bunu yaparsam o ne yapar diye düşünmeyin.Sevmek sizi değerli yapar karşınızdakini değil.Böylelikle aşkın içinde kaybolabilir acısınıda sevincininde zevkine varabilirsiniz..

1+0=1 felsefesine inanın aşkınız sizden bir şey esirgesin nede ağır yükler altında ezsin..


    


Düşüncede Varsan,Düşünce De Varsın..

          Melekler Şehri (City of Angels) adındaki filmi bilmiyorum izledinizmi.Hani şu Nicolas Cage ile Meg Ryan'ın başrollerini paylaştıkları film..İzlemediyseniz büyük bir kayıp içerisindesiniz haberiniz olsun.Onun için mutlaka izleyin izlettirin.Ancak sizler için ben yine de bir özet geçiyim.Nicolas Cage Seth adında can alıcı bir melektir.Gerçek hayattada çoğu kadın için can alıcı olsada nedense ben pek haz etmem ama melek karakteri onda cidden iyi durmuştu orası ayrı.Neyse Meg Ryan da Meg adında bi kalp cerrahı.İroni bu ya biri can alıcı ötekiyse kurtarıcı.Olay tahmin edilebileceği üzere bir melek ve bir insanın aşık olmasıyla yol alır.Ancak ‘’farklı’’ya olan antipatimiz biz insanoğlunu derinden sarsmış olacakki senaristleride vurmuş.Efendime söyliyim bu aşkın gerçekleşebilmesi için meleğin yani Seth’in insan olması gerekir.İnsan olabilmesi içinse yüksek bir yerden düşmesi.Dikkatinizi çekerim atlaması yada birinin itmesi değil ‘’düşmesi’’..Heh sonunda değinmek istediğim yere geldik lütfen koltuklarınızı dik masalarınızı kapalı tutunuz.Seth yüksek bir binaya çıkar ve kendini bırakır.Düştüğünde insan olmuştur artık e ağzı burnu da dağılmıştır. Onu gören melek arkadaşlarından biri sorar ne oldu sana diye.veee vee bir kızın kalpten gidebileceği an gelir ve Seth şöyle cevap verir:Düştüm…Aşka düştüm..


     Hepimiz arada bir aşka düşeriz değilmi?Aslında biz daha çok birileri tarafından itiliyoruz galiba.Resmen ağzmız burnumuz yamulur insan içine çıkamıcak hale geliriz alimallah.Ama şurası bir gerçektirki gerçekten nefes alırız.O mekaniklikten çıkmışızdır artık.Klişeler bize göre değildir hepimiz bir Romeo bir Julietizdir.Belkide hepimiz birer meleğiz ve düşünce insan oluyoruz kim bilir.Ama ben iyi değilim ki geçen günü şunu bunu aldattım şu bu haltı yedim diye üzülen arkadaşlar varsa hiç panik olmasınlar unutmayalımki üstadınız şeytan da bir zamanlar melekmiş o yüzden rahat olun o kontenjanı dolduracak arkadaşlara hep ihtiyaç olacak.Zaten aşıksan biraz da günahkar olacaksın.Kimse kusura bakmasın kılıbık aşıkları kimse sevmez.Aşk dediğin insanda beton etkisi yaratmalı.Bilincini sarsmalı kendini kaybettirmeli ama benliğini buldurmalı.
    
      Ama artık 16.yy Avrupa’sında değiliz.Yani aşklar öyle eskisi kadar masum yaşanmıyor.Seni seviyorum diyen herif ertesi gün bir bakmışsın başka kaşarları tost yapmış.Kızlarda hiç masum değiller şimdi erkeklere de bu kadar yüklenmemek lazım.Hem pastam dursun hem karnım doysun isteriz.Azıcık adiyiz ama genciz güzeliz erkeklleri üzeriz ama bir o kadar da üzülürüz..Neyse ama bu böyle mi devam etmeli sorarım sizlere sevgili maça budalaları.Aşka küsmek olurmu?Denizde yüzmekten ne farkı var bu işin?Denizdede her gün ölenler boğulanlar olur ama kimse denize küsmez ağzına su kaçtı diye denizden intikam almaya çalışmaz.Çünkü denize sen olarak girersin ve yine sen olarak çıkarsın.Tamam ıslaksındır,fönün gitmiştir,rezilsindir ama kuruyunca gene girersin.Peki aşkta niye işler böyle gitmez_?
    Bozulur diye hayal kurmuyoruz arkadaşlar neyin kafası bu?:D Hayal kurmanın güzellliğini nasıl terkedebildik?Biteceğini bile bile devam edemem diyen şarkılarımız var gerçi bizi etkileyen densizler.Ama inanın bu bizim insanımızın densizliği.O küçük kadınlar romanını nasıl uyarlamışlardı diziye hatırlasanıza.Töbe estafurullak küçük kadınlar diil küçük o…lar olsaymış dizinin adı daha gerçekçi olurmuş.
  
    En sevdiği çikolatayı bitecek diye yemeyeniniz varmı?Allah aşkına gelsin bulsun beni .Tadı damağında kalırsa o çikolata lezzeti evlere şenlik olur.Doyarsan oda ayrı güzel aklın kalmaz.Ama öküz gibide yersen orda bi dur şimdi.Kusarsın sonra ben çikolata istemiyorum bıdı bıdı.Aşklarında böyle bokunu çıkarmmayalım lütfen.Herşey bizim bakış açımıza göre şekillenir.Her şey gerçektende kafamızın içinde yaşar.Yediğiniz kazıklarla kendinizi heba etmeyin o adamın yada kadının yanınada bırakmayın sizi aşktan edenlerle yüzleşin ki hayalleriniz avuntudan fazlası olsun.Unutmayın düşüncede varsanız düşünce de varsınız..